Son günlerde “Varlık Barışı” ifadesi sıkça gündeme geliyor. Düzenlemeden yararlanırken yalnızca bildirimin yapılmış olması değil; bildirimin doğru şekilde yapılması, verginin süresinde ödenmesi, gerekli kayıtların oluşturulması ve varsa taahhüt şartlarına uyulması birlikte önem taşıyor.
Varlık Barışı ne anlama geliyor?
En basit anlatımıyla Varlık Barışı; kişilerin ve işletmelerin belirli varlıklarını banka veya aracı kurumlara bildirerek kayıt altına almalarına imkân veren bir düzenlemedir. Düzenlemenin hukuki dayanağını, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 19’uncu madde oluşturuyor.
Hangi varlıklar bildirilebiliyor?
Düzenleme kapsamına giren varlıklar şunlardır:
- Para,
- Altın,
- Döviz,
- Menkul kıymetler,
- Diğer sermaye piyasası araçları.
Taşınmazlar doğrudan bildirim konusu yapılamıyor. Ancak yurt dışında bulunan bir taşınmazın, bildirim süresi içinde para, altın, döviz veya kapsama giren başka bir varlığa dönüştürülmesi durumunda düzenlemeden yararlanılması mümkün olabiliyor.
Hem yurt dışındaki hem Türkiye’deki varlıklar için uygulanabiliyor mu?
Evet, ancak iki durumun şartları birbirinden farklı.
Yurt dışındaki varlıklar için gerçek ve tüzel kişiler düzenlemeden yararlanabiliyor. Bu varlıkların bankaya veya aracı kuruma bildirilmesi ve bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Türkiye’ye getirilmesi gerekiyor.
Türkiye’deki varlıklar bakımından ise esas olarak kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlıklar kapsama giriyor. Ayrıca gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan kişiler de Türkiye’deki kapsama giren varlıklarını bildirebiliyor.
Bildirim nereye yapılıyor? Vergi dairesine ayrıca dilekçe vermek gerekiyor mu?
Bildirim, Tebliğ ekindeki form kullanılarak iki nüsha halinde bankaya veya aracı kuruma yapılıyor. Menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçları aracı kurumlara da bildirilebiliyor.
Türkiye’de bulunan varlıkların bu kapsamda bildirilmesi halinde, bildirim sahibi tarafından vergi dairesine ayrıca bir beyanname veya bildirim verilmesi gerekmiyor. Verginin beyanı ve ödenmesiyle ilgili işlemleri banka ya da aracı kurum yerine getiriyor.
Son başvuru tarihi nedir?
Rehbere göre bildirimler 31 Temmuz 2027 tarihine kadar yapılabiliyor. Cumhurbaşkanının bu süreyi, belirlenen sınırlar içinde uzatma yetkisi bulunuyor.
Burada önemli bir ayrıntı var: Bildirim tarihi, uygulanacak vergi oranını etkiliyor. Bu nedenle işlemi son tarihe bırakmadan önce maliyet ve süre şartlarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Bildirim sırasında ne kadar vergi ödeniyor?
Herhangi bir taahhütte bulunulmazsa bildirilen varlığın değeri üzerinden yüzde 5 oranında vergi alınıyor. Bu vergi, banka veya aracı kurum tarafından peşin olarak tahsil ediliyor.
Ancak bildirilen varlıkların belirli yatırım araçlarında belli bir süre tutulacağı taahhüt edilirse daha düşük oranlardan yararlanılabiliyor:
- En az 1 yıl için yüzde 4,
- En az 2 yıl için yüzde 3,
- En az 3 yıl için yüzde 2,
- En az 4 yıl için yüzde 1,
- En az 5 yıl için yüzde 0.
İndirimli orandan yararlanmak isteyen kişinin, bildirim sırasında ilgili taahhütnameyi bankaya veya aracı kuruma vermesi gerekiyor.
Beş yıl taahhüt verilirse hiç vergi ödenmiyor mu?
31 Aralık 2026 tarihine kadar yapılan bildirimlerde, beş yıllık taahhüt için oran yüzde 0 olarak uygulanıyor. Ancak 1 Ocak 2027 ile 31 Temmuz 2027 arasında yapılacak bildirimlerde oranlar yarım puan artırılıyor. Buna göre beş yıllık taahhütte bile oran yüzde 0,5 oluyor.
Sürenin Cumhurbaşkanınca uzatılması halinde, uzatılan dönemde oranlar ilk oranlara göre toplam bir puan artırımlı uygulanıyor.
Taahhüt vermek yalnızca “Bu parayı hesabımda tutacağım” demek midir?
Hayır. Varlıkların;
- Vadeli hesaplarda,
- Belirli devlet iç borçlanma senetlerinde,
- Belirli kira sertifikalarında veya
- Girişim sermayesi yatırım fonlarında
değerlendirileceğinin taahhüt edilmesi gerekiyor.
Ayrıca yurt dışındaki varlıkların Türkiye’ye getirildiği, yurt içindeki varlıkların ise bildirildiği tarihten itibaren on gün içinde taahhüt edilen yatırım aracına dönüştürülmesi gerekiyor.
Taahhüt süresinden önce para çekilirse ne olur?
İndirimli oran nedeniyle başlangıçta alınmayan vergi, gecikme faiziyle birlikte tahsil edilir. Bu durumda vergi ziyaı cezası uygulanmıyor.
Ancak konu sadece eksik verginin tamamlanmasıyla sınırlı değil. Taahhüdün ihlal edilmesi, düzenlemenin sağladığı vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmaması avantajının da kaybedilmesine yol açabiliyor. Bu nedenle gerçekçi olmayan uzun süreli taahhütlerde bulunulmaması önemli.
İşletmeler bu varlıkları defterlerine kaydetmek zorunda mı?
Vergi Usul Kanunu’na göre defter tutan mükellefler, bildirdikleri varlıkları kanuni defterlerine kaydetmek zorunda.
Bilanço esasına göre defter tutanlar, bildirilen varlıklar karşılığında pasifte özel bir fon hesabı açıyor. Bu fon sermayenin bir parçası sayılıyor. Bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemiyor ve sermayeye ekleme dışında başka bir amaçla kullanılamıyor.
İşletme hesabı esasına göre defter tutanlar ile serbest meslek kazanç defteri tutanlar ise bildirilen kıymetleri defterlerinde ayrıca gösteriyor. Bu tutarlar işletmenin normal satış veya hizmet geliri olarak değerlendirilmemeli; Varlık Barışı kapsamında ayrıca izlenmeli.
Bildirilen para işletmenin kazancı sayılıyor mu?
Bildirilen ve kanuni defterlere kaydedilen varlıklar, işletmeye alınırken dönem kazancının hesaplanmasında gelir olarak dikkate alınmıyor.
Bununla birlikte, bildirilen varlığın daha sonra değerlendirilmesinden veya satılmasından elde edilen kazançlar genel hükümler kapsamında vergiye tabi olabiliyor. Buna karşılık, bildirilen varlığın sonradan elden çıkarılmasından doğan zararların gider veya indirim olarak dikkate alınmasına izin verilmiyor.
Bildirim nedeniyle ödenen vergi de gider yazılamıyor ve başka vergilerden mahsup edilemiyor.
Bildirilen varlık işletmeden hemen çekilebilir mi?
Düzenlemenin özel avantajından yararlanılarak çekilebilmesi için bildirim tarihinden itibaren iki yıl geçmesi gerekiyor. İki yıllık sürenin sonunda varlık, vergiye tabi kazancın; şirketlerde ise ayrıca dağıtılabilir kazancın belirlenmesinde dikkate alınmadan işletmeden çekilebiliyor.
Bu süre dolmadan yapılacak çekimler, düzenlemenin koruyucu hükümlerinden yararlanılmasını riske sokabilir.
“Bildirim yapılırsa hiçbir şekilde vergi incelemesi olmaz” denilebilir mi?
Böyle genel bir ifade doğru olmaz. Düzenlemenin sağladığı koruma, bildirilen varlığa isabet eden tutarla ve gerekli şartların yerine getirilmesiyle sınırlı.
Korumanın uygulanabilmesi için özetle;
- Verginin süresinde ödenmesi,
- Yurt dışındaki varlıkların iki ay içinde Türkiye’ye getirilmesi,
- Yurt içindeki varlıkların banka veya aracı kurum hesabına yatırıldığının belgelenmesi,
- Defter tutan mükelleflerce varlıkların kanuni defterlere kaydedilmesi,
- Gerekliyse özel fon hesabı açılması,
- Varlıkların ve fonun iki yıl boyunca işletmeden çekilmemesi,
- Verilmiş bir taahhüt varsa taahhüt şartlarına uyulması
gerekiyor.
Başka bir nedenle inceleme yapılırsa bildirilen tutar koruma sağlar mı?
İnceleme sonucunda bulunan matrah farkının bildirilen varlıktan kaynaklandığının tespit edilmesi gerekir. Bağlantı kurulabiliyorsa, bildirilen varlığa isabet eden kısım için gelir veya kurumlar vergisi ile KDV tarhiyatı yapılmıyor.
Ancak matrah farkı başka nedenlerden kaynaklanıyorsa, örneğin hatalı gider, eksik satış veya yanlış amortisman uygulaması söz konusuysa, Varlık Barışı bildirimi bu farklar için otomatik koruma sağlamıyor.
Ayrıca vergi incelemesi başladıktan veya olay takdir komisyonuna sevk edildikten sonra yapılan bildirim, daha önce başlayan süreç sonucunda bulunacak matrah farklarına karşı koruma sağlamıyor.
Düzenlemeden yararlanmak isteyenlere en önemli tavsiye nedir?
Varlık Barışı’nı yalnızca “vergiyi bankaya yatırıp işlemi bitirmek” şeklinde görmemek gerekir. Bildirim formu, banka dekontu, hesabın açılış ve yatırma belgeleri, yurt dışından yapılan transfer kayıtları, varsa gümrük belgesi, taahhütname ve defter kayıtları birbiriyle uyumlu olmalıdır.
Özellikle üç tarih dikkatle takip edilmelidir:
- Bildirimin yapıldığı tarih,
- Yurt dışındaki varlığın Türkiye’ye getirilmesi için öngörülen iki aylık süre,
- Varlığın işletmeden çekilmemesi gereken iki yıllık süre.
Resmî kaynak
Bu değerlendirmede Gelir İdaresi Başkanlığının Temmuz 2026 tarihli “Yurt Dışında ve Yurt İçinde Bulunan Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Rehberi” esas alınmıştır.

