MASAK yükümlülük ve uyum denetimlerinde sahada en sık karşılaşılan savunmalardan bazıları şunlardır:

“Bizim bütün işlerimiz yasal.”
“Her işlemimiz faturalı.”
“Ödemeler banka üzerinden yapılıyor.”
“Hatta işlemlerimizin bir kısmı noter, tapu veya diğer resmî makamlar aracılığıyla gerçekleştiriliyor.”

Bunların tamamı doğru olabilir. Ancak 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun, Tedbirler Yönetmeliği ve diğer düzenlemeler açısından kritik nokta şudur:

Bir işlemin yasal, faturalı veya resmî kanallardan gerçekleştirilmiş olması, yükümlünün MASAK mevzuatından doğan yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.

MASAK denetiminde yalnızca işlemin gerçek veya faturalı olup olmadığına bakılmaz. Yükümlünün;

  • Kimlik tespitini mevzuatta öngörülen zamanda ve usulde yapıp yapmadığı,
  • Gerçek faydalanıcının tespitine yönelik gerekli tedbirleri alıp almadığı,
  • Müşterinin ve işlemin niteliğini yeterince tanıyıp tanımadığı,
  • Şüpheli işlemleri tespit edebilecek bir değerlendirme mekanizmasının bulunup bulunmadığı,
  • Şüpheli işlem oluştuğunda Şüpheli İşlem Bildirimi (ŞİB) yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği,
  • Gerekli bilgi ve belgelerin muhafaza ve ibraz edilip edilmediği,
  • Mevzuatın gerektirdiği durumlarda uyum, eğitim, iç denetim, risk yönetimi ve kontrol mekanizmalarının oluşturulup oluşturulmadığı

ayrıca değerlendirilir.

En Büyük Yanılgı Tam da Burada Başlıyor

Birçok işletme ticari faaliyetlerinin tamamen yasal olmasını yeterli görmekte; kimlik tespiti, müşterinin tanınması ve özellikle şüpheli işlem bildirimi yükümlülüklerini ikinci planda bırakabilmektedir.

Oysa ŞİB açısından önemli olan, işlemin kesin olarak suç teşkil ettiğinin ispatlanması değildir. Mevzuat kapsamında şüphe veya şüpheyi gerektirecek bir hususun bulunması değerlendirme açısından önemlidir. Üstelik şüpheli işlem bildiriminde herhangi bir parasal alt sınır bulunmamaktadır.

Dolayısıyla;

“İşlem faturalıydı.”
“Para banka üzerinden geldi.”
“Müşteriyi yıllardır tanıyoruz.”
“İşlem noter/tapu üzerinden yapıldı.”
“Biz herhangi bir suç olduğunu bilmiyorduk.”

şeklindeki açıklamalar, tek başına MASAK yükümlülüklerinin yerine getirildiğini göstermemektedir.

Sonuç: Yüksek İdari Para Cezaları

5549 sayılı Kanun kapsamında özellikle müşterinin tanınması/kimlik tespiti ve şüpheli işlem bildirimi yükümlülüklerinin ihlali idari para cezasına bağlanmıştır.

Daha da önemlisi, bazı yükümlülüklerde ihlaller işlem veya müşteri bazında ayrı ayrı değerlendirilebildiğinden, denetim sonucunda ortaya çıkan toplam idari para cezası işletmeler açısından ciddi boyutlara ulaşabilmektedir.

Bu nedenle MASAK uyumu yalnızca;

“Bizim yasa dışı bir işlemimiz yok.”

meselesi değildir.

Asıl soru şudur:
“MASAK denetimi bugün başlasa, yükümlülüklerimizi mevzuata uygun şekilde yerine getirdiğimizi belgeleyebilir miyiz?”

Yükümlü işletmelerin denetim başlamadan önce mevcut süreçlerini 5549 sayılı Kanun, Tedbirler Yönetmeliği, ilgili MASAK Genel Tebliğleri ve sektörel ŞİB rehberleri kapsamında gözden geçirmeleri; özellikle kimlik tespiti, gerçek faydalanıcı, müşterinin tanınması, ŞİB süreçleri, belge muhafazası ve varsa uyum programı yönünden eksikliklerini tespit etmeleri büyük önem taşımaktadır.

MASAK uyumunda en pahalı hata, “Bizim işlemlerimiz zaten yasal.” düşüncesiyle mevzuattaki şekli ve prosedürel yükümlülükleri ihmal etmektir.
Bu yayın genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Somut olayın özelliklerine göre ilgili mevzuat ve güncel düzenlemeler ayrıca değerlendirilmelidir.